21 Haziran 2012 Perşembe

hücre


Güneş doğacak birazdan dedi
Ayrı ayrı yerlerde oturuyor olsak da
Aynı odadaydık ve o söylemese de ben
Güneşin birazdan doğacağını biliyordum
Önceden olsa takılmazdım buna
Ama artık her şey bir iğne kıvamını almıştı ve acıtıyordu
Uyuyamıyorduk
Galiba nedenini ikimizde biliyorduk
Konuşmadan anlaşamayalı biraz olmuştu
Ben çaprazındaki tekli koltuktan baktım ona
Renksizdi yüzü, ısıtmadı içimi
Bencilce uyumaya devam etmek istiyordu
Boş ve yabancı gözlerle bana bakmayı sürdürdü
Nasıl söylemeliydi, doğrusu neydi?
Bu durumu bir yalan çok iyi çözerdi
Ama bir yalan beni yıkıp geçmeliydi önce
Sonra ona ulaşacaktı çünkü
Ben yıkılmamalıydım oysaki
Ben hiçbir şey yapmamıştım
Birine bağlanamamak benim suçum olmamalıydı
Biri canım olmayı başarabilmişti evet
Ama kimsenin canımdan öte can olamaması benim suçum değildi
Hadi artık,
Neden söylemek bu kadar zor, dedi
O an anladım bir kez daha
Hissettiklerini bir başkasının anlaması beklemek
Dahası bunun gerçekten olabileceğine inanmak saçmalıktı.
Hiç kimse benim ne hissettiğimi anlamayacaktı.
Kimseyle sadece gözlerimle anlaşamayacaktım
O olağanüstü kelimeleri sadece şiir yazmak için kullanamayacaktık
Hatta birinin şiir yazmasını beklemek de saçmalıktı
Son kez söylüyorum, dedi
Ya söyle ya da uyu artık, dedi
Sesinden anladım, baya kızmıştı
Onu uykusundan etmiştim az mı?
Yarın gidiyorum dedim
Sen çoktan gitmiştin dedi
Zaten hep kolay olanı yaptın,
Mükemmel olanı herkes ister,
Sen o bir halt sandığın,
Yerlere göklere sığdıramadığın ütopik aşkı asla yaşayamayacaksın, dedi
Sana bir sır veriyim mi?
Senin kendinden başka kimsen yok, dedi.
Sabah oluyor, dedim
Bu kez ben söyledim
Halbuki ikimizde farkındaydık
Konuşmadan anlaşamayalı baya oluyordu.
Yarın gideceğim, dedim
Siktir git, dedi
Tamam, dedim
Yattı yatağa döndü arkasını
Ben koltuktan kalkamadım
Ağladı çok ağladı
Gün doğdu o ağladı
Gittim o ağladı
Gitme demedi
Deseydi de fark etmezdi
O da biliyordu.
Garip ama bileceği hiç aklıma gelmezdi
Hiç yüzüme bakmadı ama ağladı
Ben gittim
Hiç ağlamadım
Ama insanın asıl acıyı gözyaşları düşmeden yaşadığını öğreneli biraz olmuştu.
Canım cayır cayır yanıyorken gittim ben
O kaldı gözleri cayır cayır yanıyorken.
İkimizde biliyorduk zaten
Onun gözlerine güneş doğacaktı
Ama yürek hücre yenilemiyordu.

HAZAL ÇETİN

http://www.yazarport.com/yazar.aspx?yazar=2283



seviyorum

hafızam beni yanıltmıyorsa bu resim Picasso'nun. bu resmi görevliden gizlice Madrid'de bir müzede çektim. orjinal olduğu için fotoğraflamak yasaktı -elbetteki flaşsız çektim :)





sen bilmezken ben çok severdim seni
sen bilir gibi olduğunda ben hala seviyordum seni
sen biliyor musun bilmiyorum ama ben seviyorum seni
sen hiç bir zaman emin olamayacaksın biliyorum
ama ben seviyorum seni

hazal çetin




18 Haziran 2012 Pazartesi

geçmişe ağıt

bu resmi Porto'da yürürken bir duvarda gördüm ve fotoğrafladım.

uykuya karşı bir direniş halindeyim
uyku sığınaktır
ben ise sığınmak istemiyorum hiçbir şeye
gardımı almadan hayata
en başta sana
yürümek istiyorum sadece
nereye varacağımı bilmeden

güzel hayallere dalar insan
içine girer sahte dünyanın
sahte olduğunu anlayınca
her şey daha çok acı verir
acı katlanarak çoğalır

kitaplar geçer hayatlarımızdan
şiirler geçer
bazen geçmez kalır
şiir gibi yaşanmışlıklarımız olur
yaşanmışlıklar şiirlere dönüşür çokça zaman
ama ben seninle kalmak isterdim
şiirler okumak sana
direnmek daha kolay olurdu o zaman
mücadelede omuz omuza

HAZAL ÇETİN

http://www.yazarport.com/yazar.aspx?yazar=2283





16 Haziran 2012 Cumartesi

bir yüreğe ısınmak için

Lisbon'dan bir duvar resmi daha 


bir yüreğe yaslanabilmek için
yeniden başlamalıyım
eskiden inandıklarımı yalanlamalıyım
okuduklarımı unutmalı
gördüklerimi silmeliyim beynimden
bir yüreğe ısınmak için
kendime yeni doğrular bulmalıyım

hayır
sadece yaşamalıyım
yıllar sonra hiç yaşamamışım dememek için
her anı bin bir özenle dokumalıyım
zaman kıymetlim
baş üstünde taşımalıyım
ömrümü kimsenin ellerine bırakmadım
bundan sonra ne değişti ki bırakayım

sevmeliyim sadece sevmeli
çünkü bazen ne yaparsan yap
olması gereken olur
kadercilik değildir bu
asla yazılmış bir senaryoya inanmadım
bu kolaycılıktır
halbuki herkes yaptığının ceremesini çeker
bir çeşit düzen bu
bir denge.

sen ise;
bir yüreğe ısınmak için
önce kendin inan bahanelerine!

HAZAL ÇETİN



14 Haziran 2012 Perşembe

bana inanacağım yalanlar söyle




bir kağıt var elimde
boş
ömür gibi
kelimelerin ard arda dizileceğinden haberi yok
ömrün neler yaşanacağından haberinin olmadığı gibi

yazılacak, belki karalanacak
ama insan ne yaşamışsa
önce onu yazacak
bilinmez keder mi sevinç mi
ne hissetmişse onu anlatacak

ben her şeyi bilmek istemeyenlerdenim
bana inanacağım yalanlar söyleyin
eğer gerçek yıkacaksa tüm şehri üzerime
günah olmaz o zaman yalanlar
ilk önce içini temizlemeli insan
içini döküp bir görmeli ne var ne yok!
boşa zaman harcamazdı o zaman belki
olmayanı oldurmaya çalışarak!

HAZAL ÇETİN



11 Haziran 2012 Pazartesi

seyrüsefer

bu resim Paris'ten. şehrin en güzel göründüğü yerlerden olan daha çok beyaz kilise diye geçen kilise'den görünen manzara.

Erdi Karadeniz'in bloğuna konuk yazar olarak katıldığım şiir

Ağlamak ne kadar zor aslında
Kıymetini bilmez kimse
Ama gözyaşı insanın içini temizler

Her insan hüzünle örülüdür
Yanlış bilir herkes
Topraktan gelmez insan
Hüzünden gelir
Ne kadar kaçarsa kaçsın
Bir yerde kaygıyla karşılaşır
Ya da endişe ona çerme takar

Rivayet rivayetleri kovalar
“İnsan başına gelecekten kaçamaz”
Kimbilir belki de doğrudur
Ama insan insandan kaçabilir
Sadece yaşayacaklarından kaçamaz
Başka biriyle aynı şeyleri yaşar
Kişiler değişebilir ama yaşanacaklar değişmez
İnsanın kafası hep aynı yerde karışır
Hata yapar
Ama bakma sen hatalar da iyidir
İçinden çıkabilene!

Ağlamak zordur
Çünkü ilk önce içinin inanması lazım acına
İçinin kabullenememesi lazım önce
Çünkü eğer kabullenirse
En büyük acıyı çeker insan
Gözünden yaş gelmez
Ama içi kan ağlar
Kahrolur
İnsan bazen gerçek acıyı
Gözyaşları akmadan öğrenir
İşte insanı olgunlaştıran da odur.

Ey seyrüsefer!
Ömür!
Yol aldıkça
Alacaklıyız aslında!

HAZAL ÇETİN






8 Haziran 2012 Cuma

aşk bitmez

hep açık kap arar insan denilen metaforik anlamda, bu fotoğraf Lisbon'dan

"ellerini tuttukça güçlenmekten bahsetmiyorum dedim
senin beni sevdiğini bilmek beni güçlü hissettiriyor"

bunu söylediğimde gizliden gizliye utandığımı itiraf etmeliyim
bir ihanet gibi geldi bana
yıllardır savunduğum değerleri
elimin tersiyle itmekti bu
hem de biri için
insan değerleriyle yaşar halbuki
ilkeleri yıkılınca 
insan da yıkılır
ama ben onun benim yanımda olmasını
değerlerimden vazgeçmeye tercih etmiştim
hem de farkında olmadan.
aşk mı?
hayır aşk değildi bu
aşk güzeldir
gerçek aşk insanı insanlıktan çıkarmaz
bunu ancak bir tutku
ve ya bilinç oyunu yapabilir
aşk sarıp sarmalar insanı
mutlu eder
aksi olanaksızdır.

o başka bir şeydi
hiç bitmeyecekmiş gibi gelen
ama her şey gibi biten bir şeydi
yanlış söyledim her şey bitmez aslında
mesela aşk bitmez
aşk insanın ruhuna sızar
bütünleşir
aşk bitemez
çünkü insanın içine işler
o yok olana kadar yok olmaz

aşk sarılarak çoğalır
bir aşık ancak sevdiğine sarılarak mutlu olur
o an bir mucizedir adeta
tarif edilemez hislerle dolar insanın içi
bu yüzden aşk az bulunur derler
bu yalanın dik alası
inanmayın!
"her insan "aşkı" tadacak"tır onun doğrusu
çünkü bence bu dünyadaki en saygı duyulacak şeydir aşk
çünkü bilen bilir
"aşk bitmez"!


[EY AŞK BEN BULAMADIM SENİ
BARİ SEN BUL BENİ]

HAZAL ÇETİN



1 Haziran 2012 Cuma

muzaffer abi

madrid'de bir mekan. dışı çok hoşuma gitmişti nerdeyse her mekan bu kadar süslüydü.


muzaffer abi oturdu karşıma
elinde kadehi
kadehin içinde az sulu rakı
buzlu
-yanlış anlaşılmasın
rakı ve buz sadece
abi dedim, anlat
dedi:

bazen bir ipucu çıkıyor karşıma
takip ediyorum o ipucunu
peşinden gidiyorum
ama hiç bir şey olmuyor
her şey aynı kalıyor
tam emin olmuşken
tamam artık, derken
yanıldığımı anlıyorum
yanıldığımı anlamam her zaman
emin olmamdan sonraya denk geliyor
ya ben çok aptalım
ya da insanlar çok yalan
ya ben görmüyorum
ya insanlar çok iyi oyuncu
anlamıyorum
neden böyle?
ben bilmiyorum

dedim abi kural böyle
oyun dışı kalmamak için
oyun doğru oynanacak
bir düşülecek bir kalkılacak
insanlar giricek hayatımıza
gidicekler 
şehir üstümüze yıkılacak
sonra unutucaz
ama hep güvenicez abi
hem her seferinde daha eksik olacak ruhumuz
hem de daha acımız çok 
ama güvenimiz tam olacak
içicez abi ağlaya ağlaya 
yeniden doğmak için
başlamak için yeniden
şerefine abi

HAZAL ÇETİN


30 Mayıs 2012 Çarşamba

kal, olur mu!


yol akıp gidiyordu
ucu bucağı yoktu
sonu görünmüyordu
ama bir şey biliniyordu:
yol akıp gidiyordu

yolda bulduğum bir hayal değildi artık hiç bir şey
yolla beraber işliyordu zaman
yol akarken zaman durmuyordu
tam tersi de doğruydu
bizi acıtan, işte, söz etmek istemediğim
tam tersiydi

hiç bir şey yolda bulunan bir hayal değildi
ama herkes yolda çıkıyordu karşımıza
akıp giden zamanın 
incecik düzlemlerinde
kıldan ince
kılıçtan keskin dönemeçlerinde
insanlar çıkıyordu karşımıza
hayatımızın yönünü değiştiren insanlar
bazen de hayatı algılayış biçimizi değiştiren insanlar
ama zaman yolla paralel hareket ediyordu
yol akıyordu
ve zaman durmuyordu
bazen bir çığlıktı insan
yol üzerinde
zamanın bir yerinde
haykıramazdı hiç
o yüzden rahatsızdı
huzursuzluk yerleşiktir insanın içinde
bir tek o
ne kaybolur
ne yok olur

ama sen hep kal, olur mu?
(edip cansever ne güzel söylüyor)
çünkü ben bir kere gelmiş bulundum

HAZAL ÇETİN



18 Mayıs 2012 Cuma

gözyaşı


yağmuru severim ben
gökyüzü ağlar
tüm sıkıntısını boşaltır yeryüzüne
ıslanmak isterim bense göğün gözyaşlarında
sırılsıklam

düşen her damla
bir armağandır yeryüzüne
her bir damla hazinedir
her bir insanın
her bir damla gözyaşıyla eşdeğerdir
en değerlidir.

yağmurla arınırım ben
gök ağlar
ben rahatlarım.

HAZAL ÇETİN



15 Mayıs 2012 Salı

özlem

Leria/portekiz'den bir fotoğraf

zaman her şeyin ilacı değildir
ama zaman çok şeyin ilacıdır
eğer sen her gün uyandığında
tekrar tekrar yaşıyorsan aynı şeyi
hep hatırlıyorsan
unutmana izin vermiyorsan
zaman sana ilaç olamaz
ama bazen hayat sana hatırlatır
hatta bazen hayat sana hep hatırlatır
zamansa çaresiz kalır o zaman
çünkü hayat zamanı hep alteder
hayat kazanır
zaman kaybeder
sen kazanırsın
sen kaybedersin

ama özlersin
hep özlersin
içinde bir yerlerde hep beklersin
"onu o kadar çok özledim ki
hissedecek" dersin
umarsın hep

sıra değişmez hiç
herkes için hiç şaşmaz
seversin
umarsın
beklersin ve özlersin
bekleyerek özler
özleyerek beklersin

HAZAL ÇETİN

14 Mayıs 2012 Pazartesi

o geçecek sen de güleceksin

bu fotoğrafı Kütahya'da çektim, konak kahvecisinin duvarındaki hoşuma giden bir söz olarak anılara eklendi

hayatta değer vermen gereken şeylerin sayısını azalttığın zaman
mutlu olma sebeplerini de
azaltmış olmuyor musun aslında
değer vermediğin bir şey için
sevinip üzülmeyeceğini düşünüp
üzülmemek için değer verme demek
fazla düz mantık gibi geliyor bana
hayat o kadar komplike
ve o kadar içe içe ki her şeyle
düz mantık sadece yorar insanı

korkmadan adım atmak
yarını düşünmeden yaşamak
güzeldir
değer verdiklerinin çok olması
mutlu olma olasılığını arttırır sadece
değer vermelisin
hayatta senin için önemli şeyler olmalı
kalbin sıkışmalı bazen
biri için endişe etmelisin
heyecanlanmalı
tir tir titremelisin de bazen

aslında hayatta ki her şeyi yaşamalısın
her şeyi!
ve bir şey geldiyse başına
geçmesini beklemelisin
çünkü o geçecek sen de güleceksin

HAZAL ÇETİN




9 Mayıs 2012 Çarşamba

biliyorum


biliyorum biliyorsun
ben yazıyorum
sen okuyorsun

sen bilmezsin ki kimsin aslında
herkesin gördüğü kadar değilsin evelallah
inanma kimseye
en başta kendine
dinle içini
duy sözünü
bir iyilik yap kendine!

HAZAL ÇETİN




8 Mayıs 2012 Salı

gerçekten...


gerçeğe ne kadar yakınız aslında
görmek istemediğimiz için bakmıyoruz
yalan olduğuna inanmak istemediğimiz için
güveniyoruz
gerçeğe katlanamadığımız için
omuzlarımız onun yükünü taşıyamayacağı için
ne kadar zayıfız
tek hamlede yıkılırız
eğer o hamle güvendiğimiz insandansa
hem de görmemek için gözlerimizi ellerimizle bağlamışken
yığılır kalırız
tek başımıza kalkamayız bazen.

sonra gitmek isteriz
-aslında her zaman
hepimiz ara ara gitmek isteriz o ayrı-
ama yıkıldığımızda
dibe vurduğumuzda
dayanılmaz bir istek duyarız gitmek için
yeniden yükselmek için dipten

ve ben hep giderim
bir günlüğüne de olsa kaçarım
yeni yerler görerek yenilenirim
ve dönerim

zor değil
geri döneceğini bilince hiç zor değil

gitmek istiyorum yine
tek başıma
sevdiklerimi mutlu olduklarını bilerek
arkamda bırakmak istiyorum
dünyanın bir yerinde bir şehir var
benim şehrim
benim nefesimle can bulacak bir şehir var
kafamı her çevirdiğimde gördüklerimden mutluluk duyacağım bir şehir
evet var
herkes için uygun bir şehir var
gerçekten

HAZAL ÇETİN




27 Nisan 2012 Cuma

hoşçakal

alfama



sen anlattın hep
acıları anlattın
sevgileri anlattın
ama hep en güzel aşkı anlattın
ben bir sandalye çektim oturdum
en çok aşkı anlatmanı sevdim.

hayatın açtığı yaraları kapatmak için bir çaban vardı
herkes gibi olmaya çalışman vardı
ama sen farklılığını örtbas edemiyordun
ilk bakışta "gördüm" ben seni
kocaman yüreğini
sen her yerde ve her koşulda farklıydın
acıların değildi sadece farkın
gülümseyişin, bakışın, davranışların
naif ve düşünceli halin
insanı dünyanın en özel varlığı gibi hissettirmen
ama en nihayetinde sen özeldin
farkının farkında olmayan
acılı bir adamdın.

anlat
hep anlat bana aşkı
ben en çok aşkı dinlemeyi severim
kimse kendini kandırmasın
aşk acısız olmaz
acıdan kimin ne anladığını bilmiyorum
ama sen aşktın
acıyla yoğrulmuş bir aşk yaşattın
hayat sana kötü davranmıştı sevgilim
sen olabileceğin en iyi haldeydin!
gerçek bir sevgiyi her zaman hak ettin
aşkı bilmeyen insanlar olabilir
ayıp değil
ama aşka saygı duymamak ayıptır
ben de ayıp etmedim
baştan ayağa aşktın sen
dokunduğun her insana göz yumdum
seni fark etmiş olmalarından
gizliden gizliye gurur duydum
dedim ya kocaman bir yüreğin vardı senin
bir sürü insan sığabilirdi
bunu zaten biliyordum
bencil olmayacağım.

acıyı aşka kattın
benzersiz bir karışım çıkardın ortaya
dokunduğun her insana dağıttın
aşkı öğrettin sen hep
nasıl kızıyım sana.

sen acılı bir adamsın sevgilim
ve ben en çok senin aşkını sevdim
hayat sana kötü davranmıştı sevgilim
sen olabileceğin en iyi haldeydin!

bu senin için bir veda mektubu olsun
benim için zaman izafidir bilirsin
zaman durmaz kimbilir belki de akmaz
aşkı öğrendiğim acılı adam
hoşçakal.

HAZAL ÇETİN


24 Nisan 2012 Salı

sen hatırla diye


ömrümüzden yıllar geçti
hayatımızdan insanlar geçti
anılar hiç geçmedi
onlar hep kaldı
sen hatırla diye kaldı.

HAZAL ÇETİN

18 Nisan 2012 Çarşamba

ayrılık belki de nefes almaktı


kapıyı kapattık ve oturduk
gözlerimdeki yaş
göz kapaklarımdan taşmak istiyordu
ben engel olmuyordum
ama bir türlü akmıyordu yaş
-halbuki yanaklarımın ihtiyacı vardı suya-
yaşım gözlerime sığındı
akamadı
özgürlüğüne kavuşamadı

boğazımda bir yumru vardı
yutkundum yutkundum
geçmedi

beynim durmuştu sanki
grev ilan etmişti,
çalışmıyordu
emir komuta zinciri dağılmıştı adeta

vücudumdaki hiçbir organ işlevini yerine getirmiyordu sanki
ve midemden tüm vücuduma bir heyecan dalgası yayıldı
belki de değişik bir tür korkuydu bu
heyecan değildi

neredeydim ben tam olarak!
kendimi vızır vızır otomobillerin aktığı bir yolda
çarpılmadan durabilen
çiçekçi kadınlar, çocuklar ya da adamlar gibi hissettim

ama kapıyı kapattık önce ve oturduk
hissettiklerim yoktu sanki
duran beynime ayak uyduruyordu kalbim de
hissetmiyordum
korkuyordum
ağlayamıyordum

zaman akıp gidiyordu
ayrılık kapının dışında kalmıştı
biz ise içerideydik
kapana kısılmıştık sanki

sonra gözümdeki yaş kayboldu akamadan
boğazımdaki yumru geçti
midem tenhaydı artık
beynim, organlarım çalışmaya devam etti

pencereyi açtım ve derin bir nefes aldım
beni anlamayan hayata soludum sonra
her şey eski seyrine döndü
ve her şey nefes alıp vermek kadar basitti işte

gitmeleri severim ben
yalnız olmayı severim
ayrılıklar suskunlukları götürür
sessizliği sevmem ben
ve biz seninle yine vedalaşamadık

pencereden ne güzel görünüyordu yıldızlar
kendi yıldızıma göz kırptım
benim olan şeyleri severim ben
kapı hala kapalıydı biz de içeride
ayrılık ise dışında kapının
kapının ardında kalanlar hayatı mutsuz kılanlar mıydı gerçekten?

ayrılık her zaman kapının dışından başlıyordu
peki ya mutluluk?

HAZAL ÇETİN








16 Nisan 2012 Pazartesi

belirtiler ve teşhis

hızlı kalp çarpması bir işaret olabilir mi
kalp ritmi bozukluğu dışında
anlık hafıza kayıpları peki
bir kaç saniyenin silinmesi beyinden adeta
yanındakilere "ne yaptım az önce?" diye sormalar
nörolojik bir rahatsızlığın belirtisi filan
peki sebepsiz ve kendi kendine gülmeler
ruhsal bozukluk dışında
bir şeylerin alameti ferikası olamaz mı?
bu belirtiler aşk teşhisi koymaya yeter mi
ben anlamam ama
aşkın sınırı insandır
ve aşığım diyorsa aşıktır!

yanan yüreğe yağan sağanak gibi
sırılsıklam gibi

vapura binmek istiyorum
kadıköy istikameti olsun.

HAZAL ÇETİN

5 Nisan 2012 Perşembe

Bir dostumun yazdığı güzel şiir


BENİMLE KAL

Gitme!
     Kal yanımda!
Sana ihtiyacım var benim
                          Seni özlüyorum
                                            Adını bile…
Gözlerinde ki sebepsiz gülüşü arıyorum
                                                                 Her yerde
Seni arıyorum
                  Can suyum sensin
                                Kana kana içmek istediğim sadece sen
Ne olduğu
             Ya da
                    Ne olacağı
                                   Değil önemli olan…
Gitme!
      Kal yanımda!
Özledim seni, hasretine fikrim bile dayanamıyor
                                          Yüreğim ne yapsın?, de bana
Gözlerin gözlerime değsin
     Yeter ki sen bak bana
           Sebepsizce gül, sadece bana
Gözlerime gül sen
             Yüreğim duyar seni, görür
                         Seninle hissediyorum ben
Ciğerlerime çektiğim
           Kanımda hissettiğim
                    Kalbimde atan
                            Gözümün gördüğü her şey
                                  Kulağımın duyduğu her ezgi
                                         Elimin değdiği her doku
                                               Ağzımdan çıkan her sözcük
                                                       Yazarken attığım her çizgi
                                                                                       SENSİN
Okuduğum romanın kahramanısın
            Şiirlerde aşık
                    İsyanlarda komutansın.
Hayallerimde olan sadece sensin
               Hep yanımda olan sen…
Gitme!
     Kal yanımda!
           Sensiz bırakma beni!
Gözlerin gözlerime değdiğinde
              Sebepsiz gül sadece.
Gül ki yüreğinde ki ışığı sevinci göreyim ben
                                         Sadece seni göreyim, ta en derinden.
Göğsünün kafesinde atan yüreğini
              Kendi yüreğimde hissedebileyim.
                                           Sen sebepsiz gül bana…
Kelimelere ihtiyacım yok benim
                 Yaşadığımız her şeye isim vermeye de.
Gitme!
      Kal yanımda!
              Elimi tut, bırakma
                        Benimle kal…
Yüreğim yeter ikimize
         Dünyanın tüm pisliklerini gördüm ben
                  Omuzlarım dayanır her yüke
                             Yeter ki sen tut elimi    
                                                                   Ve
                                          Gözlerime bak
                                                  Hiçbir nedeni yokken gülümse bana
Yüreğinin ışığı aydınlatır ikimizin de yolunu
                 Dağların kucağında
                           Toprağın koynunda buluruz yolumuzu
Kutsalın şahitliğinde
                          Sadece sen bak gözlerime
Gitme!
      Kal yanımda!
            Elimi tut, bırakma
                  Benimle kal…
                                                                        

                                                                                                                       ÇAWREŞAMIN 

1 Nisan 2012 Pazar

kimse ve kimsesiz


yalnız insana kimsesiz denmez
çünkü bazı insanların kimsesi yalnızlığıdır.
onunla arasındaki bağ
pek çok aşkı kıskandırır
bazı insanlar yalnızlığa aşıktır
yargılayamazsınız.

bahanedir hep birilerini hayatlarından çıkarmaları
daha doğrusu,
hiç hayatlarına almamaları
aradığını bulamadığından değildir.
yalnızlıkla aralarındaki bu aşk
ihanet kabul etmez.
bir gönül bağı
bir yaslanılan duvar
örtük bir pencere kimi zaman
ve örtük bir pencere güven verir.

yalnızlıktan kopamaz "bu insanlar"
ne zaman kopmaya yeltenseler
arada üçüncü bir kişi olarak belirir yalnızlık
yalnızlık vücut bulacak kadar kıskançtır yani bazen
ah bu bazenler
"bu insanlar" için bir ömrü ifade eder aslında.
sayıları çok değil yanlış anlaşılmasın
örgütlü bir topluluk filan da değiller
ama bir yalnız bir yalnızı
daha gözlerine bakmadan
her halinden tanır.

işte bu yüzden her insana yalnız denmez
denemez
kim bilir belki de yalnızlığı bilmeyenler
aşkı da hiç bilemeyeceklerdir.

HAZAL ÇETİN