29 Ağustos 2012 Çarşamba

kırık anılar üzerinden yürümek

bu  resmi Lisbon'da yürürken bir duvarda gördüm ve fotoğrafladım.


sensiz çok zaman geçti
başka bir yolun daha olduğunu öğretti
düştüm 
acıdı canım
hayatta hiçbir şeyi önem sırasına koyamayacağımı öğrendim
neyin ne zaman canımı acıtacağını bilmediğimi öğrendim
ben hiç üşenmedim
her yenilgimde tekrar ayaklandım
koşamadım belki ama 
oyunu bırakmadım
yine canım acıdı
ağladım da bazen
başaramayacağımı zannettiğim zamanlarda mesela
kah başaramadım
kah kazandım
ve her kazandığımda neden mutlu olmadığımı anlamaya çalıştım

yanımdayken bile ne kadar uzaktın benden
nefesinin yüzüme vurduğu yerden
acıdı canım
bu uzaklık yakar insanı
mesafeler izafi kavramlardır

kırılmış parçaları birleştirmek
sadece zaman kaybıdır
onların üzerinden yürümek ise
hiçbir şey hissetmediğini söyleyen yüzünün arkasından dökülen gözyaşları.
en acısı da yoluna devam etmek için
kırık anıların üzerinden geçmektir.

HAZAL ÇETİN

http://www.yazarport.com/yazar.aspx?yazar=2283



12 Ağustos 2012 Pazar

bir garip hüzün

bu resmi Cascais/portekiz'de yürürken bir duvarda gördüm ve fotoğrafladım.


özlemiyorum
bu duyguyu dibine kadar yaşamıyorum
bitmez bir yoldur yalnızlık
varış çizgisi kayıp olan
bunu bilince nasıl özleyebilir ki insan
bu yüzden "o anı yaşa" diye bir şey var sanırım
herkesin öğüt defterinde

zaman kimseyi kırmaz
kıran insanlardır
bu yüzden korkma
herkes götürecek bir parçanı
ve her yol çıkacak yalnızlığa
bir gün!

benim yokluğum seninle
bunu bilmek güzel
kaybetmiş saymıyorum seni
tesadüflerle bağlıyız biz birbirimize
ve senin yokluğunda bendeyken
hayatımızın sonuna kadar bu böyle olacak
tamamlanmamış her şey gibi
boynumuzun borcu gibi

bilmezsen yüreğinin derdini
yoktur gidecek yolun
hiç bir yağmur dindirmez yangınını
hiç bir dost anlamaz
ilk sen yıkılırsın bilinmezin dehlizlerinde

HAZAL ÇETİN


"YAĞMURU SAKLADIM İÇİME TAM KURUMUŞ ÖLÜYORKEN" FERİDUN DÜZAĞAÇ


7 Ağustos 2012 Salı

kadraj

bu fotoğrafı  Madrid'de bir fotoğraf sergisinde çektim.


ayrıntılara girmek istemiyorum
ama o gün kötü bir gündü
kötü uyanmamıştım
ya da içimde kötü bir his yoktu
ama her şey birden bire oldu
ayrıntıları hatırlamak istemiyorum
ama gün güzel bir gün değildi

sen çektiğim bir fotoğraf gibiydin
sadece benim gördüğümden oluşmuyordun halbuki
senin varlığın benim görmediklerimdi
kadrajımdaki sen
olmanı istediğim sendi
sen bile bile gülümsedin kadraja
bense sadece deklanşöre bastım zaman ayarını yapıp makinamın
koştum yanına
gülümsedim seninle
ve çekildi fotoğrafımız
tamamen otomatik
sanat değildi ama o fotoğraf
sadece bir tekrardı
sanatçının yorumu olmayan her fotoğraf gibiydi
sıradandı

ayrıntılara değinmek istemiyorum
ama her şey birden bire oldu
aniden başımdan aşağıya inen kaynar su gibi
fotoğraf fludan net bir görüntüye doğru evrildi
her şey uzaktan daha iyi görünüyordu
ve büyük fotoğraf hiç hoşuma gitmedi
ayrıntıları hatırlamak istemiyorum ama
ihanetin aydınlattığı yollar vardır.

yaraların sana yeterse
boşver
olmasın.

hazal çetin




4 Ağustos 2012 Cumartesi

ulaş kendine

bu fotoğrafı Lisbon'da çektim, o ağacın gölgesinde şehrin manzarasının çok güzel olduğuna eminim ama ben fotoğrafta görüldüğü gibi çalışma nedeniyle izleyemedim. ama ulaşılabilrdir her şey ve en başta kendine ulaşmalıdır insan.

hislerimi kelimelere dökemiyorum, dedi
doğrudur
kelimeler gizli bir örgüttür
ve gerçek olmayanlar giremez o kapıdan
gerçekten sevmeyenler
gerçekten nefret etmeyenler
ya da gerçekten acı çekmeyenler giremez
kelimeler çıkamaz ağızdan

bir şeyi iyi yapmak istiyorsan
gerçeği yap
aslolanı yap
ve seviyorsan eğer
korkma söylemekten
bil ki; sadece gerçek olmayanlar çıkmaz ağızdan

ve sen
sırf macera için
sırf kendini kendine ispat etmek için
hatta ne yapabileceğini öğrenmek için
korkma sevdiğini söylemekten
ve eğer kirletmek istemiyorsan dünyayı
ayrılma temiz sevmekten!

hazal çetin




25 Temmuz 2012 Çarşamba

acılı gülümsemeler sokağı

bu fotoğrafı Barcelona'da yürürken çektim. şehri gezerken özellikle deniz kenarına yakın yerlerde böyle dar sokaklara rastlıyorsunuz. ben kendimi iyi hissettim bu dar sokaklarda insanların kafalarının darlığından daha iyidir dar sokaklar.

herkesin bana arkasını döndüğü bir sokakta
elimi cebime götürdüm
umut çıkardım
o söylediklerimi can kulağıyla dinledi
ne anladı bilmiyorum
ama dinledi

olmayanlara söyledim
-sol baştan say

aradığın yerlerde değilim
yanlış yerlerde ya da
yanlış zamanlardayız
doğruluktan geçerse yolun
nerede olduğuna dikkatlice bak!

bazen sadece acı bir gülümseme kalır
acısı yaşadıklarından
gülümseme kabullenemediğindendir

hazal çetin



20 Temmuz 2012 Cuma

çıkarsama

lizbon'da bu tarz fayans mı yoksa çinimi tam olarak bilmediğim materyaller çok meşhurdur. pek çok bina bunlarla kaplısır ve şehrin estetik ve tarihi dokusunda önemli bir yer tutarlar.

aramızda bir sevgi vardı
bu hissedilebilir bir şeydi
ama aramızda aşk yoktu 
bu da hissedilebilir bir şeydi.
ve insan önce kendine söylediklerini unutuyordu.

HAZAL ÇETİN






17 Temmuz 2012 Salı

aldırmazlıklar

bu fotoğrafı Paris'de versaille sarayında çektim. çok sisili bir Aralık ayı günüydü, çok kalabalıktı ama her şeyi sis kaplıyordu, kimbilir belki de bazen görmemek daha iyidir ama bu söylediğim o gün için geçerli değil tabi ki  çok ihtişamlı bir saraydı, herhalde bahçesi de öyledir.


hava sisliydi
göz gözü görmüyordu
ama bunun tek sebebi sis değildi
kimse kimseye görmek için bakmıyordu
anlamak için dinlemiyordu
sanki herkes verilmiş bir görevi yerine getirmeye çalışıyordu
ve bu görev yerine getirme durumunda dahi
yapılan işin en iyisini yapma sorumluluğu yoktu
vasattı her şey

hava sisliydi
gökyüzünün bulutlu olup olmadığı dahi seçilemiyordu
bu sebeple yarın yağmurun yağıp yağmayacağı tahmin edilemiyordu
yağmur büyük ihtiyaçtır
ister gökyüzünden yağsın
ister gözlerden damlasın
ama insanların gözlerindeki yaş umursanmıyordu
dünyadaki en değerli şeylerden biridir halbuki
tek bir insanın tek bir damla göz yaşı

hava sisliydi
ne göz umurundaydı kimsenin
ne de yaşları
insanlar arasındaki o görünmeyen bağ
o zincir halkaları
aynı zamanda insanın kendi dışındakilerini görmesini
fark etmesini de mi engelliyor
bu bencilliğin kökü nereye dayanıyor!
dinamit koysak patlatsak
bu dünyada ateş bir işe yarardı o zaman
yoksa hiç
kandırma kendini!
düş kendi yollarını

HAZAL ÇETİN


14 Temmuz 2012 Cumartesi

"suç"un bağlamazlığı

bu fotoğrafı Lisbon'da denizi izlerken çektim -daha doğrusu nehir denilen okyanusun iç kesimde oluşturduğu birikinti, deniz değil.


her şey yolunda gibi göründüğü zamanlar
en çok rol yaptığımız zamanlardır
böyle bir zamanı yaşadığımı hatırlamıyorum

köşeyi döndüğünde bir sürprizle karşılaşmayacaksın 
rahat ol
her şey rutininde devam edecek
olağan üstü hiçbir şey yok

görmüyorsun 
duymuyorsun
bilmiyorsun
doğrusu umursamıyorsun 
ilgilenmiyorsun 
iç ya da dış savaşlarla
ya da açlarla

kendi aç karnı doyurma dalgasındasın
duyarsızlaşarak yaşıyorsun
suçu düzene bile atmaman
ortada suç görmediğinden
insanlık suçu işliyorsun 
bilmeden

HAZAL ÇETİN



10 Temmuz 2012 Salı

tesadüf

istanbul'da bir sonbaharda tesadüfen çektim bu fotoğrafı.

ne güzelmiş seni görmek
bunca zamandan sonra
hayat dalga geçer gibi
attı birbirimizi birbirimizin önüne
kaçamayacağımız bir yerde

ama sevindim ben
daha önce farkında olmadığım
değişik bir his kapladı içimi
Ahmet kaya dinliyormuşum gibi oldum

özlediğimi anladım
çok sevindim

seni görmek güzeldi.

HAZAL ÇETİN




7 Temmuz 2012 Cumartesi

doğumgünü

zaragoza/ispanya'da bir restorant. şarap ve ispanya'nin şarapla beraber yenilen TAPA adı verilen yiyeceğinin satıldığı en güzel yerlerden biriydi. adını not almayı unuttum ama içerisi masal gibiydi.

bugün benim doğum günüm
doğduğum gün
haziran yirmiyedi bindokuzyüzseksendokuz
günlerden salı
saat 12:43
çok mutlu olmuş annemle babam
şimdi hayatta olduğum için mutlu olanların sayısını bilmiyorum

görünen her şeyin gerçek olmadığını öğrendim
hayat öğretmedi
ben de öğrenmek için uğraşmadım
her şey gibi kendiliğinden oldu
aslında her şey kendiliğinden olmaz
ama bu kendiliğinden oldu

hayata aşkla bağlıyım ben
bu yüzden çabuk kırılıyorum ona

hazal çetin



21 Haziran 2012 Perşembe

hücre


Güneş doğacak birazdan dedi
Ayrı ayrı yerlerde oturuyor olsak da
Aynı odadaydık ve o söylemese de ben
Güneşin birazdan doğacağını biliyordum
Önceden olsa takılmazdım buna
Ama artık her şey bir iğne kıvamını almıştı ve acıtıyordu
Uyuyamıyorduk
Galiba nedenini ikimizde biliyorduk
Konuşmadan anlaşamayalı biraz olmuştu
Ben çaprazındaki tekli koltuktan baktım ona
Renksizdi yüzü, ısıtmadı içimi
Bencilce uyumaya devam etmek istiyordu
Boş ve yabancı gözlerle bana bakmayı sürdürdü
Nasıl söylemeliydi, doğrusu neydi?
Bu durumu bir yalan çok iyi çözerdi
Ama bir yalan beni yıkıp geçmeliydi önce
Sonra ona ulaşacaktı çünkü
Ben yıkılmamalıydım oysaki
Ben hiçbir şey yapmamıştım
Birine bağlanamamak benim suçum olmamalıydı
Biri canım olmayı başarabilmişti evet
Ama kimsenin canımdan öte can olamaması benim suçum değildi
Hadi artık,
Neden söylemek bu kadar zor, dedi
O an anladım bir kez daha
Hissettiklerini bir başkasının anlaması beklemek
Dahası bunun gerçekten olabileceğine inanmak saçmalıktı.
Hiç kimse benim ne hissettiğimi anlamayacaktı.
Kimseyle sadece gözlerimle anlaşamayacaktım
O olağanüstü kelimeleri sadece şiir yazmak için kullanamayacaktık
Hatta birinin şiir yazmasını beklemek de saçmalıktı
Son kez söylüyorum, dedi
Ya söyle ya da uyu artık, dedi
Sesinden anladım, baya kızmıştı
Onu uykusundan etmiştim az mı?
Yarın gidiyorum dedim
Sen çoktan gitmiştin dedi
Zaten hep kolay olanı yaptın,
Mükemmel olanı herkes ister,
Sen o bir halt sandığın,
Yerlere göklere sığdıramadığın ütopik aşkı asla yaşayamayacaksın, dedi
Sana bir sır veriyim mi?
Senin kendinden başka kimsen yok, dedi.
Sabah oluyor, dedim
Bu kez ben söyledim
Halbuki ikimizde farkındaydık
Konuşmadan anlaşamayalı baya oluyordu.
Yarın gideceğim, dedim
Siktir git, dedi
Tamam, dedim
Yattı yatağa döndü arkasını
Ben koltuktan kalkamadım
Ağladı çok ağladı
Gün doğdu o ağladı
Gittim o ağladı
Gitme demedi
Deseydi de fark etmezdi
O da biliyordu.
Garip ama bileceği hiç aklıma gelmezdi
Hiç yüzüme bakmadı ama ağladı
Ben gittim
Hiç ağlamadım
Ama insanın asıl acıyı gözyaşları düşmeden yaşadığını öğreneli biraz olmuştu.
Canım cayır cayır yanıyorken gittim ben
O kaldı gözleri cayır cayır yanıyorken.
İkimizde biliyorduk zaten
Onun gözlerine güneş doğacaktı
Ama yürek hücre yenilemiyordu.

HAZAL ÇETİN

http://www.yazarport.com/yazar.aspx?yazar=2283



seviyorum

hafızam beni yanıltmıyorsa bu resim Picasso'nun. bu resmi görevliden gizlice Madrid'de bir müzede çektim. orjinal olduğu için fotoğraflamak yasaktı -elbetteki flaşsız çektim :)





sen bilmezken ben çok severdim seni
sen bilir gibi olduğunda ben hala seviyordum seni
sen biliyor musun bilmiyorum ama ben seviyorum seni
sen hiç bir zaman emin olamayacaksın biliyorum
ama ben seviyorum seni

hazal çetin




18 Haziran 2012 Pazartesi

geçmişe ağıt

bu resmi Porto'da yürürken bir duvarda gördüm ve fotoğrafladım.

uykuya karşı bir direniş halindeyim
uyku sığınaktır
ben ise sığınmak istemiyorum hiçbir şeye
gardımı almadan hayata
en başta sana
yürümek istiyorum sadece
nereye varacağımı bilmeden

güzel hayallere dalar insan
içine girer sahte dünyanın
sahte olduğunu anlayınca
her şey daha çok acı verir
acı katlanarak çoğalır

kitaplar geçer hayatlarımızdan
şiirler geçer
bazen geçmez kalır
şiir gibi yaşanmışlıklarımız olur
yaşanmışlıklar şiirlere dönüşür çokça zaman
ama ben seninle kalmak isterdim
şiirler okumak sana
direnmek daha kolay olurdu o zaman
mücadelede omuz omuza

HAZAL ÇETİN

http://www.yazarport.com/yazar.aspx?yazar=2283





16 Haziran 2012 Cumartesi

bir yüreğe ısınmak için

Lisbon'dan bir duvar resmi daha 


bir yüreğe yaslanabilmek için
yeniden başlamalıyım
eskiden inandıklarımı yalanlamalıyım
okuduklarımı unutmalı
gördüklerimi silmeliyim beynimden
bir yüreğe ısınmak için
kendime yeni doğrular bulmalıyım

hayır
sadece yaşamalıyım
yıllar sonra hiç yaşamamışım dememek için
her anı bin bir özenle dokumalıyım
zaman kıymetlim
baş üstünde taşımalıyım
ömrümü kimsenin ellerine bırakmadım
bundan sonra ne değişti ki bırakayım

sevmeliyim sadece sevmeli
çünkü bazen ne yaparsan yap
olması gereken olur
kadercilik değildir bu
asla yazılmış bir senaryoya inanmadım
bu kolaycılıktır
halbuki herkes yaptığının ceremesini çeker
bir çeşit düzen bu
bir denge.

sen ise;
bir yüreğe ısınmak için
önce kendin inan bahanelerine!

HAZAL ÇETİN



14 Haziran 2012 Perşembe

bana inanacağım yalanlar söyle




bir kağıt var elimde
boş
ömür gibi
kelimelerin ard arda dizileceğinden haberi yok
ömrün neler yaşanacağından haberinin olmadığı gibi

yazılacak, belki karalanacak
ama insan ne yaşamışsa
önce onu yazacak
bilinmez keder mi sevinç mi
ne hissetmişse onu anlatacak

ben her şeyi bilmek istemeyenlerdenim
bana inanacağım yalanlar söyleyin
eğer gerçek yıkacaksa tüm şehri üzerime
günah olmaz o zaman yalanlar
ilk önce içini temizlemeli insan
içini döküp bir görmeli ne var ne yok!
boşa zaman harcamazdı o zaman belki
olmayanı oldurmaya çalışarak!

HAZAL ÇETİN



11 Haziran 2012 Pazartesi

seyrüsefer

bu resim Paris'ten. şehrin en güzel göründüğü yerlerden olan daha çok beyaz kilise diye geçen kilise'den görünen manzara.

Erdi Karadeniz'in bloğuna konuk yazar olarak katıldığım şiir

Ağlamak ne kadar zor aslında
Kıymetini bilmez kimse
Ama gözyaşı insanın içini temizler

Her insan hüzünle örülüdür
Yanlış bilir herkes
Topraktan gelmez insan
Hüzünden gelir
Ne kadar kaçarsa kaçsın
Bir yerde kaygıyla karşılaşır
Ya da endişe ona çerme takar

Rivayet rivayetleri kovalar
“İnsan başına gelecekten kaçamaz”
Kimbilir belki de doğrudur
Ama insan insandan kaçabilir
Sadece yaşayacaklarından kaçamaz
Başka biriyle aynı şeyleri yaşar
Kişiler değişebilir ama yaşanacaklar değişmez
İnsanın kafası hep aynı yerde karışır
Hata yapar
Ama bakma sen hatalar da iyidir
İçinden çıkabilene!

Ağlamak zordur
Çünkü ilk önce içinin inanması lazım acına
İçinin kabullenememesi lazım önce
Çünkü eğer kabullenirse
En büyük acıyı çeker insan
Gözünden yaş gelmez
Ama içi kan ağlar
Kahrolur
İnsan bazen gerçek acıyı
Gözyaşları akmadan öğrenir
İşte insanı olgunlaştıran da odur.

Ey seyrüsefer!
Ömür!
Yol aldıkça
Alacaklıyız aslında!

HAZAL ÇETİN






8 Haziran 2012 Cuma

aşk bitmez

hep açık kap arar insan denilen metaforik anlamda, bu fotoğraf Lisbon'dan

"ellerini tuttukça güçlenmekten bahsetmiyorum dedim
senin beni sevdiğini bilmek beni güçlü hissettiriyor"

bunu söylediğimde gizliden gizliye utandığımı itiraf etmeliyim
bir ihanet gibi geldi bana
yıllardır savunduğum değerleri
elimin tersiyle itmekti bu
hem de biri için
insan değerleriyle yaşar halbuki
ilkeleri yıkılınca 
insan da yıkılır
ama ben onun benim yanımda olmasını
değerlerimden vazgeçmeye tercih etmiştim
hem de farkında olmadan.
aşk mı?
hayır aşk değildi bu
aşk güzeldir
gerçek aşk insanı insanlıktan çıkarmaz
bunu ancak bir tutku
ve ya bilinç oyunu yapabilir
aşk sarıp sarmalar insanı
mutlu eder
aksi olanaksızdır.

o başka bir şeydi
hiç bitmeyecekmiş gibi gelen
ama her şey gibi biten bir şeydi
yanlış söyledim her şey bitmez aslında
mesela aşk bitmez
aşk insanın ruhuna sızar
bütünleşir
aşk bitemez
çünkü insanın içine işler
o yok olana kadar yok olmaz

aşk sarılarak çoğalır
bir aşık ancak sevdiğine sarılarak mutlu olur
o an bir mucizedir adeta
tarif edilemez hislerle dolar insanın içi
bu yüzden aşk az bulunur derler
bu yalanın dik alası
inanmayın!
"her insan "aşkı" tadacak"tır onun doğrusu
çünkü bence bu dünyadaki en saygı duyulacak şeydir aşk
çünkü bilen bilir
"aşk bitmez"!


[EY AŞK BEN BULAMADIM SENİ
BARİ SEN BUL BENİ]

HAZAL ÇETİN



1 Haziran 2012 Cuma

muzaffer abi

madrid'de bir mekan. dışı çok hoşuma gitmişti nerdeyse her mekan bu kadar süslüydü.


muzaffer abi oturdu karşıma
elinde kadehi
kadehin içinde az sulu rakı
buzlu
-yanlış anlaşılmasın
rakı ve buz sadece
abi dedim, anlat
dedi:

bazen bir ipucu çıkıyor karşıma
takip ediyorum o ipucunu
peşinden gidiyorum
ama hiç bir şey olmuyor
her şey aynı kalıyor
tam emin olmuşken
tamam artık, derken
yanıldığımı anlıyorum
yanıldığımı anlamam her zaman
emin olmamdan sonraya denk geliyor
ya ben çok aptalım
ya da insanlar çok yalan
ya ben görmüyorum
ya insanlar çok iyi oyuncu
anlamıyorum
neden böyle?
ben bilmiyorum

dedim abi kural böyle
oyun dışı kalmamak için
oyun doğru oynanacak
bir düşülecek bir kalkılacak
insanlar giricek hayatımıza
gidicekler 
şehir üstümüze yıkılacak
sonra unutucaz
ama hep güvenicez abi
hem her seferinde daha eksik olacak ruhumuz
hem de daha acımız çok 
ama güvenimiz tam olacak
içicez abi ağlaya ağlaya 
yeniden doğmak için
başlamak için yeniden
şerefine abi

HAZAL ÇETİN


30 Mayıs 2012 Çarşamba

kal, olur mu!


yol akıp gidiyordu
ucu bucağı yoktu
sonu görünmüyordu
ama bir şey biliniyordu:
yol akıp gidiyordu

yolda bulduğum bir hayal değildi artık hiç bir şey
yolla beraber işliyordu zaman
yol akarken zaman durmuyordu
tam tersi de doğruydu
bizi acıtan, işte, söz etmek istemediğim
tam tersiydi

hiç bir şey yolda bulunan bir hayal değildi
ama herkes yolda çıkıyordu karşımıza
akıp giden zamanın 
incecik düzlemlerinde
kıldan ince
kılıçtan keskin dönemeçlerinde
insanlar çıkıyordu karşımıza
hayatımızın yönünü değiştiren insanlar
bazen de hayatı algılayış biçimizi değiştiren insanlar
ama zaman yolla paralel hareket ediyordu
yol akıyordu
ve zaman durmuyordu
bazen bir çığlıktı insan
yol üzerinde
zamanın bir yerinde
haykıramazdı hiç
o yüzden rahatsızdı
huzursuzluk yerleşiktir insanın içinde
bir tek o
ne kaybolur
ne yok olur

ama sen hep kal, olur mu?
(edip cansever ne güzel söylüyor)
çünkü ben bir kere gelmiş bulundum

HAZAL ÇETİN



18 Mayıs 2012 Cuma

gözyaşı


yağmuru severim ben
gökyüzü ağlar
tüm sıkıntısını boşaltır yeryüzüne
ıslanmak isterim bense göğün gözyaşlarında
sırılsıklam

düşen her damla
bir armağandır yeryüzüne
her bir damla hazinedir
her bir insanın
her bir damla gözyaşıyla eşdeğerdir
en değerlidir.

yağmurla arınırım ben
gök ağlar
ben rahatlarım.

HAZAL ÇETİN