23 Ocak 2013 Çarşamba

Adını şiir koydum

Lisbon!da metro :)


bekleyenlere adıyorum şiirimi
neyi beklediğini bile bilmeyenlere 
doğru diye tutturduğumuz her şeyi 
bir taşa bağlayıp atalım ummana 
tüm doğrularımız can çekişirken 
biz kendimize yeni yollar bulalım.
ve bilelim gidelerin dönmeyeceğini

HAZAL ÇETİN



13 Ocak 2013 Pazar

Bildiklemizin Tekrarı

Galata


biz hep aynı heyecanla yazdık şiirlerimizi
aynı neşeyle söyledik hep bildiklerimizi
her karşılaştığımız insanda farklı biri olduk
ama hep bildik karşımızdakinin gördüğü kadar olmadığımızı

zorunluluklar
beklentiler
bizden bekleneni veremediğimizde toplumda oluşan yargılar
...
kimsenin umurunda olmadığımızda çabuk büyürüz.

anlatacak bir sürü şey varken
gerek görmez de susar ya insan bazen
iki kişinin 'biz' olamamasının bir işaretidir bu
insan sırf bu yüzden bazen tüm duygularını bir yol kenarına bırakmak istiyor
gitsin özgürlüğüne
gitsin gerçek olmayan tüm duygular
elbet bir gün karşımıza çıkacak en mükemmel sevgiler

bir nefeste anlatılmaz ki hiçbir şey
hiç kimse yargılamadan dinlemez mesela
ama şiirler yargılamaz sadece anlatır
ve gizli bir dinleyicidir sen anlattığında
en iyi dosttur içine

herkesin payına düşen bir şeyler vardır!

HAZAL ÇETİN










1 Ocak 2013 Salı

güvencinin ağzındaki zaman

Bloğumda benim olmayan tek resim. çok etkilendim bu resimden, çok beğendim.


umutla doluyorum
bi bulut gibi toplanıyor içimdeki gökyüzüne umutlar
yağmur topalamıyorlar
sonra birden bire dağılıyor bulutlar
umut kayboluyor
ve içimin gökyüzü alıyor saf rengini
mavi oluyorum
en çok mavi olmayı seviyorum
umut etmeden sadece anı yaşayan maviyi

alışmaya başlıyor insan kendi ıssızlığına
sonra ıssız bırakanlar geliyor
neden gittiler?
-insanlar giderler, bazı insanlar gitmeden duramazlar
giderken dağıtırlar
sen toplamışsındır tüm dağılanları
ama onlar tekrar geri gelirler
her katil geri dönermiş olay yerine
maktülü görmek için
ve her giden geri döner belki de bu sebepten
ama zaman asla geri dönmeyecek
kırılanlar kalbi acıtmaya devam edecek.

insan için en tehlikeli olan kendi tenhalığına alışması sanırım
bahaneler bularak yaşar herkes hayatını
zorlama hayatlara bir kapı aralığından bakmaya bile korkarak
sahiplenmek!

son sözün bir ağırlığı vardır
sen övünürsün söylediklerin için
ama unutur herkes
sen sözüne bulduğun sonu
başka başlangıçlara eklemek zorunda kalırsın
o yüzden bırak son sözü söylemek sana kalmasın.

HAZAL ÇETİN





15 Aralık 2012 Cumartesi

bekleyiş



ve birdenbire yolun sonundaki ışığı görmüş gibi
bir aydınlanma yaşadı
beklemeliydi sadece
beklemeli
hiçbir şey yapmadan
insanların düşüncelerini değiştirmeye uğraşmadan
insanların düşüncelerini umursamamayı öğrenmek için
sadece beklemeliydi
olağan akışında olmalıydı her şey
kalıpların içine sıkışmadan.
hikayenin ortasından dalarak anlatılan bir şiirin olabileceğini öğrenmeliydi
dayatılan kalıplardan ve yalanlardan kurtularak
beklemeliydi!

hazal çetin


düzlüğün içinde bir karmaşa

Lizbon....

hayatta yol ayrımları olduğunu bilerek yaşadığımızda
her an ayrılıklara hazır oluyoruz
ne gelen sevindiriyor o zaman
ne de giden üzüyor
ve biz sadece yalnızlıklarımıza alışıyoruz

peki isteyerek sahip olduğumuz değil de
zorunda kaldığımız hayatlarımızın suçu vebali kimin boynuna?
ceketimizi alıp gidebilir miyiz?
-hayır çünkü bağlayan en az bir sebep vardır.

yeni bir hayat kurulabilmesi inancımdan vazgeçtim
sadece bir hayatımız var
o da dünkünün devamı
dünü silebilir miyiz?
-hayır
peki yarını nasıl değiştireceğiz?
her geçen gün bağlayıcı sorumluluklarımız artarken
pılımızı pırtımızı nasıl toplayıp gideceğiz?
güvende hissettiğimiz yerlerden hiçbir zaman kaçamayacağız
kendi yolumuzu bulmanın yükünü taşıyamayacağız
bize verilen şeylerle yetinerek
alışacağız sadece
parmak izimin olmadığı bir hayata
hayatım diyerek devam edeceğiz

gülerek geçeceğiz biz bütün olasılıkların yanından.

Hazal Çetin




9 Aralık 2012 Pazar

gelecek güzel günlere verilebilecek en güzel hediye

Lisbon'da hükümetin politikasını eleştiren insanların meclisin önüne açtığı dövizlerden birkaçı.


her şeyin göründüğü gibi olmadığını bilmenin
tuhaf bir iç rahatlığı vardır
mutlu zannettiğiniz ama mutsuzluktan ölecek insanlar vardır mesela
-mutsuzluktan da ölünür bu arada
ama hüzünden ölünmez
bir kalkan gibidir hüzün
bazı duygular çarpıp geri döner geldiği yere

güzel türküler dinlemeliyiz biz seninle
canımız isterse çay içmeliyiz
canımız isterse de rakı
arada farklı tatlar denemeliyiz
yeniliklere açık olmalıyız
çok sevmeliyiz biz seninle
en çok ne kadar seviliyorsa o kadar

bazen de ağlamalıyız içimizde bir yerde
kaybetmek duygusunu hissederek
bunu aklımızdan geçirmek bile
kahretmeli bizi
ama bazen de gülmeliyiz ağlanacak halimize

basmadığımız toprak kalmamalı dinine yandığımın dünyasında
bir parça toprağı insandan değerli sayanlara inat
bizim vatanımız dünya olmalı
yasak koyanın bizim dünyamızda yeri olmamalı

ama tüm bunlar bir gereklilik değil bir yaşam biçimi olmalı
çünkü en büyük acı hayallerin kırık parçacıklarının
yürekte açtığı acıdır.

biz bilelim ki aşktan öte köy yoksa güzeldir dünya

hazal çetin






1 Aralık 2012 Cumartesi

mutluluk

okulda geçen her an güzeldi ama canım dostum imrenle yıldız teknik daha bir iyi idi :) imrenin gözünden bir fotoğraf.

mutluluğun tanımlamalara ihtiyaç yoktur
çünkü mutlu insanların yüzü suyu hürmetine dönüyor dünya

'zamanın hızlı geçmesi
yavaş haraket etmeler
üşenmeler
hep üşenmeler'
hayatlarımızın özeti olmuş
yazık ömrümüze...
hızlı hareket etmek zamanı hızlandırmaz
sadece zaman kazandırır
yolumuzun ne kadar olduğunu bilmediğimiz için
alabildiğine hızlı olalım

mutluluk...
gözlerinin içi gülen insanlardan olalım
hiçbir şeye ihtiyacımız olmasın neşelenmek için
ve bir tokat atıp aksiliklere
kendi şansımızı yaratalım

bize güzel görünen her şey var olsun etrafımızda
güzel baktıkça güzelleşecek dünya

HAZAL ÇETİN



24 Kasım 2012 Cumartesi

enkazın üzerindeki parmak izi



yoktur bitmeyen sevgi, aşk
yoktur bitmeyen nefret
her duygu yerini bir gün kifayetsizliğe bırakır
gözde yaş akamaz olur
dil susar lal olur

çok sevilmeler bir gün yerini bırakır bilinmeyene
sen gidersin yerini başkaları alır
konduramazsın belki
bir söz çarpar yerle bir olur her şey
sen izlersin her şeyi bir köşeden
-insan bazen kendini de izler bir köşeden
gördüklerine şaşar kalırsın da gelmez elinden bir şey
özümsersin olanları ve şaşırmaz olursun
zamanla daha az kırılmaya başlamazsın aslında
sadece kırılmayan yerleri azalır hayallerinin

öteki olmamaya çalışarak yaşıyoruz
ötekileştirerek
tektipleştirmeye o kadar alışmışız ki
aynı insanlar aynı elbiseler aynı konuşmalar
hep aynı laflar
en kötüsü de faşist olduğumuzu idrak edemememiz.
her şeye inat öteki olmalıyım ben
dünyalıyım işte, 'ne mutlu insanım diyene'
siz ötekileştirdikçe
ben ötekilerden olmalıyım
iç rahatlığıdır aslolan

söylemek kolay anlatmak kolay
ama bazen anlatmak dünyanın en zor şeyi oluverir
kaçmak istersin o an arkana bile bakmadan
gerçek değilde rüya olmasını istersin yaşananın
ama değildir!
her şey üzerine yıkılır
ve enkazın üzerinde senin parmak izin vardır!



16 Kasım 2012 Cuma

hayallerin çizgin olsun

hayatımın en güzel doğum günüydü :) doğum günüme nemrut dağında güneşin doğuşunu izleyerek başladım :) doğa harikası!


bir anlamı olmayabilir konuştuklarımızın
kelimeler alıp başını dolanabilir bedenimizde
rüzgarlara karışabilir gözyaşlarımız
ve vurabilir yüzümüze cumartesi ikindi vakitlerinde
insanların kibirleri

seninle olmanın iç rahatlığı varsın olmasın artık
sen de olma madem istemiyorsun
ve sen bir ışıksan eğer
kimin için yandığının ne önem var

bir yol ol sonsuz biçiminde
istiyorsan engebeli ya da kavisli,
ama mutlaka bir yolun olsun
sen en iyisi yol ol kendi yoluna
hayallerin çizgi olsun
çıkma hayallerinin dışına!

en büyük korkumdur
hayalimin yolum olmaması!



10 Kasım 2012 Cumartesi

türev

Coimbra üniversitesi'nde panoda gördüğüm bir afiş. aiesec sloganı 



her şeye alışıyor insan
ve zamanın ne kadar çabuk geçtiğini her hatırladığında
kendini avutuyor
zaman geçiyor
her gün içimden adınla birlikte
birden bir çok kere
sesini hatırlamıyorum ama özlediğim bir tını var

hayattan aldığım tüm dersleri sıraya koydum bugün
bütünlemeye kaldıklarımla birlikte
ama her şeyi anlamak zorunda değiliz
hiçbir şey daha anlamlı değil
kendi bildiklerini söylemekten
hayat senin fark ettiğin şeylerle anlamlı
senin gözünden görülen her şey dünyanın bir parçası

ama korkarsın sebebini bilmeden
içinde bir yerlerde tedirgin bir çocuk
adımlarını çizgilerin dışına taşırmadan atan
güneşli havaları seven
kolay yorulmayan
illede isteyen hep isteyen.

"sevdiğimi zannettiğim ama sadece alıştığım bir şeydi yaşamak" dedi
benim için ise sevmeye alışmaktı yaşamak
kimbilir belki de insanlar arasında bir köprüdür yaşamak

hazal çetin


23 Ekim 2012 Salı

yalan

Paris bulunan ve dünyanın en gözde müzelerinden biri olan louvre müzesi :) baya yağmurlu ve sisli bir gün olduğu için kaliteli çekemedim fotoğrafları.


insan bazen istemeye istemeye üzüyor
en çok kendini seviyor da
bilmiyor

koyduğumuz yerde kalmıyor duygular
en son bıraktığımız yerde bulamıyoruz
ve masallar anlatıyoruz
anlattığımız masallara önce kendimiz inanıyoruz
aslında insan karşısındakini inandırmak için
söylediklerine sonsuz inanıyor taklidi yapıyor
ve bir gün gerçekten inanıyor söylediklerine

yalan olmuyor o zaman söylediklerimiz,
eğer kendimiz de inanıyorsak.
seni sevdiğime inanıyorsam
seviyorumdur
yalan yok.

hazal çetin


21 Ekim 2012 Pazar

paradox

Barcelona'dan bir balkon, evimde böyle bir heykel isterim ben de , insana aynı anda pek çok şey düşündürüyor en azından bana :)


"İnsan ziyan olmak için yaratılmıştır."
                                             emrah serbes


istemekten sıkılmış adımlar atıyoruz
hep mutluluk umuyoruz
ama her kabullenme mutsuzluğu sürüklüyor peşi sıra
penceremden uğultuyla içeri giren rüzgar kadar hızlı tükeniyor her şey
hep hüzün kalıyor sonunda
eli koynunda kalmış umutla beraber

kendimizden feragat ederek istiyoruz hep
aşk, para, mülk, aklımıza ne gelirse
istediklerimiz için değil sadece
bizden istenen şeyler içinde feragat ediyoruz sürekli
en çok da kendimizden
ama 'evet'le açılıyor her kapı
bizim olan evetler bizi olamayacaklara götürüyor
belki de olamayacaklarımıza

bir sebepten yaratılmıştır insan
belki de bin sebepten
ama neden sebepsiz olmasın?

hazal çetin

                                   ‘İnsan yenilmek için yaratılmamıştır,’
                                                                            Hemingway

 



14 Ekim 2012 Pazar

ölü hayal



yanımdan geçenlerin her birine
ayrı ayrı baktım bugün
yanımda olmandan geçtim de
yanımdan geçmeni diledim bugün

özlemek ağırmış meğer
bir çizik atar kanatırmış
kalbin sızısı bundanmış, garip
bitmeyecek şeylerin peşinden koşarken
mutlu bitişleri ıskalayan insanlık
arkasında bırakıyor ölü hayalleri

hayallerini kaybederek ölüyor belki de insan

hazal çetin




12 Ekim 2012 Cuma

bugün üzerine söylenen birkaç söz

barcelona'da Sagrada Familia Katedralinden bir zoom :)

hayatın kolay olmadığını söyledi bir çocuk
hayatın kolay olmadığını söyledi bir adam
hayatın kolay olmadığını söyledi bir kadın
hepsi bugün farklı şekilde aynı şeyi söyledi
farklı hislerle aynı şeyi ifade etti
Ama ben hayatın kolay ya da zor olmasıyla ilgilenmiyorum
Var olmaktan başka bir şeyden yaşamaktan bahsediyorum 

hazal çetin


8 Ekim 2012 Pazartesi

kaygan zemin

Lisbon'da yürüyüş yaparken kapalı bir dükkanın kapısında görüp fotoğrafladığım bu güzel karikatür, dükkanla alakasızdı :)

güvendiği birinden düşünce daha çok kırılıyor insan
her sözcük diken
her bakış deprem
hayal kırıklığıdır en çok yaralayan yüreği
yaralarını iyileştirmeyi öğrendikçe büyüyorsun
kendini teselli etmeyi öğrendikçe büyüyorsun
avutabildikçe
avunabildikçe

tedirginlik devrin şehirlerinde kol geziyor
zaman kimlerin zamanı
yalan kazanıyor mu
her kazanan kazandığı kadar kaybedecek
olasılık
kazanmak muğlak, kaygan zemin
dikkatli yürü, düşebilirsin!

hazal çetin


29 Eylül 2012 Cumartesi

ayrılık

Lisbon'un en meşhur meydanlarından biri, marques de pompal

gökyüzünde soluyacak nefes kalmadı
yeryüzünde söylenecek yalan kalmadı
kelimeler anlatamadı
eğer anlatsaydı yürek kanayacaktı.

hissedersin yolun nereye gittiğini
her şeyi açık açık konuşmak acıtır o zaman
anlaman gerekir bazen
kelimeleri yormadan
çıkman gerekir o yoldan
en başta kendin için.

yalnızlık zor meziyettir
ama sevilmediğini hissetmekten daha kötü değil

hazal çetin


18 Eylül 2012 Salı

durum değerlendirmesi

Toledo/ispanya'da bir sokak. sokakları severim sokak resimlerini daha çok..

kim biliyor kimin katili olduğunu?
kim biliyor kimi yaraladığını
kimi acıttığını
kime kıydığını
...

insansoyu garantisini veremez hiçbir şeyin
hele ki insan dediğin anlatabilmekten aciz
hissettiklerine yabancı


geçmişe baktığında en çok yarım kalanları hatırlarsın
sonunu bir türlü kestiremediğin şeyleri
her seferinde güzel hayallere dalıp da
bir ürpertiyle gerçeği fark ederek
başlangıç noktana geri dönmektir belki de umutsuzluğa götüren
peki tekrar umut etmeni sağlayan şey ne?

hiçbir zorunluluğun olmadan
en kolayını yerine
en zorunu seçmek


ben sigarayı kibritle yakarım
izlerim sonrada yakanı
elimi yakmamak için
bir hışımla üflerim sonra
sonra bazen de yanarım ben yanmadığıma

hazal çetin



13 Eylül 2012 Perşembe

klişelerden bozma ayrılık hikayeleri



Beklentilerin arkasına sığınma dediğimde
Bana artık görmekten bunaldığım surat ifadesiyle
Yukarıdan küçümseyerek baktı
Ve bizi birbirimizle karıştırma dedi.
Hâlbuki bir zamanlar karışacak kadar aynı zannederdik birbirimizi
Şimdi hüzün damlıyordu her bakışımızdan


beklentilerden ummadım hiçbir şey
karar almak sorumluluktur
kendi hayatının sorumluluklarını yüklenmek
yapılacak en güzel şeydir
ben aydınlık yollardan yürümeyi severim
önümü görmeyi
hatta gelecek için planlar yapmayı severim
bunu sevmem yeri gelince o planları yerle bir etmeyi bilmemden

ama biz zaten yoktuk artık
bunu ikimizde biliyorduk
kapıdan ilk kimin çıkacağı kavgasına dönmüştü artık her şey
tuzla buzun arasında
geri verdik hayatlarımızı birbirimize
bir daha birbirimizi görmemeyi umarak birlikte çıktık kapıdan

artık aydınlıktı yollarımız
ve biz birbirimizin gölgesini bile istemiyorduk o yolda

hazal çetin


şiir

güzel istanbulun adeta simgesi olan Kız Kulesi

ben gün aydınlıkken şiir yazamıyorum
hüzünlenemiyorum
sadece umut dolu oluyorum
sanki içimde bir sevgi ağacı var
ve ben her gün hava aydınlıkken topluyorum neşeleri
sevinçleri, mutlulukları
aynı ağacı kurutmak için uğraşıyorum geceleri
ama bir türlü kurumuyor o ağaç
beni ben olmaktan çıkaramıyor hiçbir şey

ben aydınlıkken hava şiir yazamıyorum
sadece mutlu oluyorum
sebepsiz
geceleri ise yalnızlık....

hazal çetin


6 Eylül 2012 Perşembe

veda etmek zorunda kalmaların kısa özeti

vedalar kime ne hatırlatıyor bilmiyorum ama bendeki hissiyatı bu resim özetliyor 


okunan en güzel şiiri yazmak isterdim
söylenen en güzel sözleri söylemek
seninle en güzel ben öpüşmek isterdim
şehrin hiç bilinmeyen ama en güzel yerinde
sonra hayatından en güzel giden ben olmak isterdim
sakin ama hüzün dolu

sen kal olduğun yerde
takılma gökyüzüne bulutlara yıldızlara
yolda rastladığın kırık fotoğraf çerçevesine
limanlara denize balıklara
sen aldırma bize
çocuğum ben hala
yaralarım seni kendimle beraber
ama isyan etmem
üzülürüm
anlatırım sana ama anlar mısın, bilmiyorum.

sessizce sevmiştim ben
kendime bile fark ettirmeden
seni bu dünyada en çok seven ben olamadım belki
birini en çok senin sevdiğinin garantisini veremezsin
ama sevdim işte
içimden nasıl geliyorsa öyle
bazen çok bazen az
hatta bazen hiç

olduğunu bilmek güzeldi.

HAZAL ÇETİN